Hayatımızın her alanında gecikmeler, ertelemeler olduğu gibi mali konularda da özellikle dönemselliğin öne çıktığı vergisel konularda, mükellefler için ciddi olmamakla birlikte dönem kapandıktan sonra gelen faturalardaki K.D.V.’lerin, muhasebesel olarak nasıl uygulanabileceği konusunda bazı tereddütlerle karşılaşılmaktadır. Yazımızla bu tip durumlarda vergi kanunlarının bize nasıl yol gösterdiği konusu üzerinde durulacaktır.
Kanunların açıkça ifade ettiği gibi, hem gerçek hem de tüzel kişilerin yıllık safi kazancı dönemsellik ilkesine göre saptanmaktadır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi hasılat, gelir ve karların aynı dönemde maliyet, gider ve zararla karşılaştırılması bu kavramın gereğindendir. V.U.K’da açıkça ifade edildiği üzere Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi kazancımızın tespiti ‘hesap dönemi ‘ itibariyle belirlenip, yine aynı tarih itibariyle hesapların kapanma işlemi gerçekleştirilir. Hesap dönemi ilgili yılın 01 Ocak tarihi ile 31 Aralık tarihlerini kapsamaktadır.
İdarelere her sene başında geçmiş yıla ait faturalar gelebilmektedir. Bu durumda geçen yıl tarihli faturalar üstünde yazılı bulunan K.D.V tutarının nasıl muhasebeleştirileceği konusu gündeme gelmektedir. Bu K.D.V tutarı mükellefler tarafından 191 no’lu ‘ İndirilebilecek K.DV.‘ hesabında mı? Yada bu tutarı bir gider olarak düşünüp gider hesaplarına mı aktaracağız? gibi akla çeşitli sorular meydana gelmektedir.
3065 sayılı K.D.V Kanun’un 29/1 maddesinde mükelleflerin vergiye tabii işlemler üzerinden hesaplanan K.D.V. ile mükellefçe kanuni defterlerinde 191 no’lu indirilebilecek K.D.V hesabına koymasında bir sorun bulunmamaktadır.
Ancak aynı maddenin 3. fıkrasında indirim hakkı sadece vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı içinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Mükellefçe faturalarda bulunan indirilebilir K.D.V’nin ilgili kayıtlara alınabilmesi için 3 şart aranmaktadır.
· İndirime konu verginin fatura ve benzeri belgelerde gösterilmesi,
· Alış belgelerinin yasal defterlere kaydedilmiş olması,
· Vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılının aşılmaması gerekmektedir.
Aynı zamanda K.D.V’nin 58. maddesinde, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan K.D.V ile mükellefçe indirilebilecek K.D.V.’nin, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahı tespitinde gider olarak kabul edilemez hükmü yer almaktadır.
Buradan, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde kullanılabilmektedir. İdare önceki aya ait kdv içeren faturayı bu aya kaydedip sözkonusu KDV.yi de 191 nolu hesaba kaydedip indirebilir.
|